| İZLEDİLER - NE DEDİLER? |
![]() |
| 9. Uluslararası Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali - ASSITEJ Türkiye Merkezi Gözlemci Raporları'ndan.. Doç. Dr. Nurhan Tekerek Uludağ Üniversitesi (...) Anatole Sokak Oyuncuları’nın, “Curcunabazlar-İstanbul Hatırası”nı gösterirken, tüm olumsuz hava muhalefetine ve sokakta oynamanın getirdiği güçlüklere rağmen, seyirciyi gösteriye odaklama hünerlerinden dolayı kutlamalıyım. Bir sirkteki oyuncuların (Cambazlar, palyaçolar, jonglörler gibi) hünerlerini seyirciye gösterme ana izleği üzerinde yürüyen performansta söz kullanılmaması, jest ve mimiklerle birlikte bedensel anlatımın müziklerle harmanlanması, finalde seyirciyi de içine alan bir İstanbul Hatırası fotoğrafının çekilmesi ve ardından gelen sirk üyelerinin veda sahnesi, hem bende, hem de –gözlemlediğim kadarıyla- seyircide nostaljik, hüzünlü ve de karmaşık duygular uyandırdı. Etkileyici bir finaldi. Curcunabazlar-İstanbul Hatırası, görselliğe dayanan beden dilinin yaratıcılık yolunda, son derece anlatımsal kullanıldığı özenli bir çalışmaydı. Gerek estetik, gerek düşünsel-duygusal açılardan, çocuklara olduğu kadar büyüklere de yeni bir kapı aralayan, özellikle finaliyle çarpıcı ve etkileyici bir gösteriydi. (...) Servet Aybar Dramaturg Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ANKARA (...) Oyunda; bir sirk grubu olan Curcunabazlar, gösteri yapacakları yeni bir mekana gelirler. Ancak birçok aksilikten dolayı bir türlü gösterilerine başlayamazlar. Temizlik, sinek kovalamak gibi işlerle uğraşırlar. Örneğin seyircilerin arasından çıkan grup elemanlarından biri jonglörlük hünerlerini sergiler. Asıl gösteri yapması gerekenler, bu “kendini bilmez” seyircinin marifetlerini sergilemesini engellemeye çalışırlar. Ancak bu uğraşılar gösterinin birer parçasıdır. Aksilikler, episodik yapı içinde birer dramatik durum yaratır. Sürprizli bir biçimde bir durum başka bir durumu doğurur. Curcunabazlar asıl gösterilerini aksilikleri çözümlemeye çalışırken gerçekleştirirler. Gösteri metninin dramatik eksenini, bu oyun içindeki oyunlar oluşturmuştur. Zaman zaman bu oyunlara seyirci de dahil edilir. Finalde birçok seyirci, üstüne “İstanbul Hatırası” yazılı panonun önüne getirilir ve oyuncularla birlikte bir hayali fotoğraf çekilir. Hüzünlü bir vedayla oyuncular alanı terk ederler. “İstanbul Hatırası”; varyete-show tarzında, eğlence amaçlı, sirk unsurları ve dans, mim, jonglörlük, akrobasi, uzun sopaların üstünde yürüyüş, palyaço trükleri gibi oyunculuk becerilerinin yer aldığı; yediden yetişe herkese hitap eden bir oyun. Anatole Sokak Oyuncuları oyunlarında söz kullanmıyorlar. Bu oyunda da söze yer yoktu. Aksiyon, fondaki müziğin ritmine ve tonuna uygun bir şekilde ilerliyordu. Mimler müzikle destekleniyordu. Dekor parçalarında, kostümlerde ve aksesuarlarda birçok renk kontrastı kullanılmıştı ama bu, gözü rahatsız etmeyecek bir kompozisyon içindeydi. (...) Gruptaki yetenekli ve birçok hüneri olan oyuncuların; genelde tiyatro, özelde ise çocuk tiyatrosunun ideal oyunculuk kriterlerine sahip, bedenlerini iyi kullanan oyuncular olduğunu düşünüyorum. Sokak tiyatrosu gibi kendine özgü ve zorlu koşulları olan bir iş yapıyorlar. Yeni çalışmalarını merakla bekliyorum. (...) Fatma Keçeli Yeditepe Üniversitesi GSF Sanat Yönetimi (...) “Oyun”; tüm çatışmaların sınırsızca yaşanabildiği geniş bir özgürlük alanı…Önlem alabilmek, çatışmanın olası sonuçlarını kestirebilmek için bir çeşit erken uyarı sistemi…Eğlenceli, zararsız bir prova, hayata hazırlık provası…. Curcunabazlar varyete türü gösterileriyle -yaşananların bir “oyun” olduğu gerçeğini sürekli hatırlatarak- “özlemleri, korkuları, tedirginlikleri, insani zaafları, iç çatışmaları” en yalın, en süzülmüş haliyle taşırlar seyircinin önüne… Becerilerini sergilemek için birbirlerinin önüne geçmeye çalışan grup üyelerinin arasındaki çatışma, oyunsu tatlı bir rekabettir yalnızca… Tıpkı gruba dahil olmak için rüştünü ispat etmeye çalışan jonglöre yapılan dışlayıcı, öteleyici muamelenin oyunsu bir vahşilikten öteye geçmemesi gibi… ya da kelebeğiyle mutluluk içinde oynayan ve bu mutluluğunu herkesle paylaşarak çoğaltmaya çalışan çocuğun, kelebeği istemeden öldürmesinin de –neyse ki- yalnızca bir oyun olması gibi… Ve “oyun”un tadını damağımızda bırakarak alanı terk ederler Curcunabazlar… Bunun da bir oyun olduğunu umarak geri dönmelerini bekleriz önce, gerçek bir veda olduğunu kabullennek istemeyiz… Ama gitmişlerdir… Bu kez oyun gerçekten bitmiştir… Tıpkı yaşam gibi...(...) Nihal Kuyumcu Tiyatro Tiyatro Dergisi, Temmuz 2004, Sayı:144 İçinden Tramvay Geçen Oyun (...) 1 Temmuz akşamı Galatasaray Meydanı'ndan geçerken böyle nadir olan etkinliklerden birine rastladık; "Curcunabazlar"ın gösterisine... (...) Grup, kostümü, dekoru, oyunculuğu, gösterinin tarzıyla, hatta içinden geçen tramvayıyla o meydana, o ortama çok yakışmıştı. Belli bir metne sahip olmakla birlikte spontan gelişmelere de yer vererek seyirciyi aktif olarak oyuna dahil etti. Gösteri, çeşitli jonglör gösterileri, tek tekerlekli bisiklet, lobutlar, uçan toplar ve tahta bacaklarla bulunduğu çevrede büyük seyirci kitlesi oluşturdu. Bazen bir kelebeğin kanadında seyirciyi kırlara götürdü bazen yine aynı kelebek için göz yaşı döktürdü, dansa davet etti ve birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi. Gösteri süresi yaklaşık bir saatti ve baştan sona izleyen, oradan ayrılmayanlar çoğunluktaydı. Arkada kalanlar ise güzel melodileri dinleyerek orada olmanın tadını çıkardılar.. (...) Gazete Burgaz, 12 Ağustos 2004 Curcunabazlar Büyüledi 41. Uluslararası Troia etkinlikleri çerçevesinde kordonboyunda sahne alan Anatole Sokak Tiyatrosu "Curcunabazlar İstanbul hatırası" isimli tiyatro oyunuyla Çanakkalelileri büyüledi. Yaklaşık bir saat süren tiyatro oyununu izleyen vatandaşlar oyunun sonunda tiyatrocular ile birlikte hatıra fotoğrafı çektirdiler. (...) Oyun içinde vatandaşlara ip atlatan, su sıkan ve hatta gözlüklerinin camını silen grup oyun sonunda büyük alkış aldı. (...) Bursa Haber (..) Büyük İlgi Gördü Açılış öncesi gündüz saatlerinde ve pazar günü Curcunabazlar'ı günlük hayatın içine karıştıran Anatole Sokak Oyuncuları büyük bir ilgiyle izlendi. Sokak tiyatrosunun renkli ve seyircileri içine dahil eden atmosferi, çocuklar kadar anne babaları da etkiledi. . (...) |